Bilişim 09 ARALIK 2016 / 15:20

İş dünyasında veri analitiği büyük önem arz ediyor

Büyük veri ve veri analitiği artık kurumların işlerini geliştirmek için oldukça önem verdikleri bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Birçok kurum tüm operasyonel süreçleriyle ilgili her türlü veriyi toplayıp sonrasında bunlardan anlamlı sonuçlar elde etmeyi hedefliyor. Bu sayede hem aksaklıkları gidermek hem de işlerine yönelik inovatif yaklaşımlar geliştirmek için fırsatlar yaratmak istiyorlar. Büyük veri ve veri analizinin kullanım alanı önceden bankacılık ve finans, telekomünikasyon gibi alanlarda yoğunlaşırken bunun artık her sektörde yaygınlaştığını görebiliyoruz. Özellikle perakende sektöründe veri analizinin kullanımına yönelik iyi bir örneği ise CarrefourSa ve SAS iş birliğiyle ortaya çıkıyor. Yakın zamanda sadakat kartları ve müşteri alışkanlıkları üzerine ortak bir çalışma yapan iki kurumdan SAS Türkiye Genel Müdürü Hakan Erdemli ve CarrefourSA Pazarlama ve CRM Direktörü Mehmet Necati Özdeniz ile veri analitiğinin perakende sektörüne kattıklarını konuştuk.

Analitik kullanımındaki gelişmelerden bahseder misiniz?
Hakan Erdemli: Analitiğin önemi gün geçtikçe daha çok anlaşılıyor. Daha önce analitiğin kullanım alanı bulduğu sektörler, bankacılık, telekomünikasyon ve ağırlıklı olarak perakendenin vizyoner şirketleriyken, şu anda kullanım alanı çok daha genişledi. Bankacılıktan sigortacılığa, telekomdan kamuya, enerjiden perakendeye, otomotivden üretime pek çok alanda veriyi kullanarak, işlerini daha etkin daha verimli kılmak için, riskleri daha minimize etmek için uğraş veren bütün şirketlerin başvurduğu en güçlü silah konumuna gelmeye başladı. Ülkeler ekonomilerinde iyileştirmeler yapmak ve risklerini azaltmak için analitiğe çok daha yoğun başvuruyorlar. Bahsettiğimiz farklı sektörlerdeki firmalar, maliyetlerini indirmek, gelirlerini artırmak, müşterilerine daha iyi ürün ve hizmet sunabilmek için analitiğe başvuruyorlar. Tabii hal böyle olunca bizim gibi şirketler müşterileriyle çok daha yakın çalışma fırsatları bulabiliyor. SAS da analitik dünyasının öncü ve lider şirketi olarak 40 yıldır dünyada, Türkiye’de ise 20 yıldır faaliyet gösteren bir şirket olarak bu rüzgarı mümkün olduğunca arkasına alıyor, müşterilerine projeler üretmeye devam ediyor.
Perakendede bizim ilk ciddi değerlendirmeleri gördüğümüz yıllar bundan 3-4 yıl öncesine gidiyor diyebiliriz. Bunun tabii ki öncü dalgalar olduğunu söylememiz ve perakendede özellikle Carrefoursa ile yaptığımız türden projelerin işlerin gerçek anlamda bizim için evet işte bu bir başarı hikayesidir diyebileceğimiz noktalara gelmesi, bize büyük cesaret veriyor. Müşterilerini daha iyi tanımalarına yardımcı olan, müşterilerinin daha sadık müşteriler haline gelmelerine yardımcı olmak gibi alanlarda birazdan Necati Bey çok daha derin analizler verecektir, değineceği çok daha somut noktalar da olacaktır. Analitiğin kullanılması bizleri çok mutlu ediyor. Carrefour ile SAS arasındaki bu co operation’ın ilerleyen dönemlerde daha da güçleneceğine inanıyoruz. Daha da karşılıklı beklentileri destekleyecek ekip çalışmalarını öngörüyoruz. Ancak geldiğimiz noktada bize özellikle perakende alanında SAS’ın getirebileceği faydaları göstermek adına en güçlü referanslardan biri olarak sadece belki Türkiye’de değil, bölgede hatta globalde bir örnek teşkil ettiğini düşünüyoruz. İnşallah bu daha da güçlenerek devam eder.

İlk ciddi değerlendirmelerin 3-4 yıl önce olduğundan bahsettiniz. Bu Carrefour özelinde mi söylediniz yoksa Türkiye özelinde mi?
Hakan Erdemli: Tarihsel olarak analitik projeleri daha çok hayata geçirdiğimiz sektör bankacılık oldu. Bizim Necati Bey ile tanışmamız da kendisinin bankacılık sektöründe olduğu dönemde oldu. Kendisi bu anlamda analitiğin öncü profillerinden biri. Perakende bu anlamda daha takip eden bir sektör. Bizim bir analitik şirketi olarak farkındalık yaratmaya, ilgi çekmeye başladığımız yıllar 3-4 yıl öncesi. Belki bu bizim bahsettiğimiz Carrefour ile olan projemizin geçmişi o kadar önceye dayanmıyor.
Bizim müşterilerimizin analitiğin gücüne bizim kadar inandığı bir noktaya geldiğimizde ortaya böyle bir fayda çıkabiliyor. Dolayısıyla biz mümkün mertebe bu faydaları anlatma gayreti içinde oluyoruz. Perakende sektöründe bu faydaları anlatmaya başladığımız dönemler bundan 3 yıl öncesine kadar gidebiliyor olsa da somutlaşmış halinden şu anda çok daha güçlü bir şekilde bahsedebilir durumdayız. Bu ilginin artarak devam edeceğine inanıyoruz. Hem sektörde hem de Carrefour’da analitik ve analitik dışında getirebileceğimiz faydaların olduğu çözüm alanlarına değinmek istersek bundan bahsedebiliyoruz.

Bir büyük veri toplanıyor şirketle ilgi. Siz hangi noktalardasınız bu projenin yapılandırılması açısından? Mesela o verinin toplanması sizde mi? Sonrasında işlenmesi ve verilerin anlamlandırılması, depolanması vb. hangi noktalardasınız? Nasıl ihtiyaç belirleyip nasıl yardımcı oluyorsunuz şirketlere?
Necati Özdeniz:
Biz SAS’ı burada tamamen analitik olarak kullandık. Verinin toplanması, verinin depolanması, datalar ayrı bir platformda. Bütün CarrefourSA olarak ERP altyapısını değiştirmiştik.  O ERP altyapısı olduğu firma ile ilerleyelim istedik.  Ben SAS ile gururla çalışıyorum. Benim iş hayatım başladığından beri 20 yıldır SAS var ve onlarla beraber ilerliyoruz. Şu anda analitik olarak bazı tanımlamalar SAS ile birlikte geldi... Şimdi yetişmiş kadroların olması noktasında SAS’a çok şey borçlular...
SAS’ın o modülünün o data’ların üzerinde çalışan bir örneği yok Türkiye’de. Dünyada var. Bankaların database’leri belli. Ama bunun üzerine nasıl konumlanacağı soru işaretiydi.
Bir öncelik dokümanı hazırladık. Aldığımız sonuçlar inanılmazdı. Dünyada uygulaması var ama o bile yaygın değil. Türkiye’de zaten böyle bir şey yoktu. Bizim o priority’de yaptığımız sonuçlar çok etkileyici oldu. Hep aynı örneği veriyorum. 800.000 milyon satırlık bir veriyi, milisaniyeler içerisinde frekansa alabildik. Sonuç son derece hızlı bir şekilde karşımıza geldi. Belki çok basit bir şey ama normalde saniyeler hatta dakikalar alacak bir işlem, birkaç milisaniyede ekrana geldi.
Benim kökenim banka. Bu işleri bankada çok iyi yapıyorlar ama perakende çok geriden geliyor bu anlamda. Halbuki bankadan çok daha kıymetli. Müşteri davranışı müşteri datası. Bankada 25 – 30 tane ürünle dönersiniz. Burada 55.000 tane ürün ile dönüyorsunuz. İnsanları bölümlere ayırırken çok sayıda segmentasyon çıkarabilirsiniz. Hiç yanılmıyoruz o anlamda. Çünkü elinde bir hazine var, bir data var ve bir baraj kurmalısınız. O barajı kurarken de ne kadar kaliteli olursa o kadar iyi enerjiye ve aksiyona dönüştürürsünüz. SAS bu anlamda çok iyi çözüm sunuyor. Biz bir gün Hakan Bey’e analitik konusunda sunum yapıyoruz. Ağzı açık kalıyor, “Nasıl yani böyle mi?” diyor. Çünkü o datadan bakarak emplantasyon, yani ürünlerin raflardaki dizilimine bakarak, bize burada bir şey var. A ürünü çok fazla. Ben görmüyorum bunu, sadece data üzerinden konuşuyoruz. Çünkü Pazar payında hareketler var. Sonra iniyoruz aşağıya, fotoğraflarını çekiyor. Evet gerçekten de 3 metrelik dolabın 2 metresi bu üründe.  
Şimdiye kadar böyle bir şey işlenmemiş. Böyle bir şey yapılmamış. Biz bunu yaptıkça, analitiği dirilttirdikçe, televizyondaki hangi reklamın hangi spotun iş yapacağını yapmayacağını, hangi ürünün katalogda olması gerektiğine, hangi ürünün gazetede çıkması gerektiğine...  
Hipermarket müşterilerinde hedef vardır. 700 lira harcıyorsundur, 1500 lira daha harca sana şunu verelim. 2000 lira harca şunu verelim. Böyle hedef belirler. Biz burada hedef verdik, inanılmaz ciro verdi.

Pazarlama departmanını galiba işten çıkarıyorsunuz yavaş yavaş. Onları çıkarıp otomasyona bağlayıp onun üzerinden bütün süreci yönetiyorsunuz doğru mu?
Necati Özdeniz: Pazarlama çıkmaz çünkü CRM tarafı kampanya, kampanya ise analitik CRM’di. Ama kampanyayı müşteriyle buluştururken bunun görseli, tasarımı, dili, uygulaması vb. kreatif bir şey lazım orada.
Hakan Erdemli: Biz aslında burada pazarlama departmanlarının daha etkin çalışmalarını ve verimliliklerini daha artırmalarını sağlayacak bir ortam sağlıyoruz. Pazarlama departmanlarındaki arkadaşların pazarlamayı gelire dönüştürmesi faaliyetleri çok önemli. Oradaki isabet oranları çok önemli. Sonuçta ellerinde tüfekle nişan alıp ateş ediyorlar ve vurdukları kuş sayısı çok önemli. Oradaki yüzdeyi artırma gayesiyle bu tool’lar ve çözümler kullanılıyor demek bence yanlış olmaz.
Necati Özdeniz: Ben şunu çok önemsiyorum. Pazarlama... Çünkü diğer türlü pazarlamayı bu kadar anlatıp da beslemezseniz operasyon bölüm haline gelirsiniz. Ajans da arada kalır, satın almacıların tamamen drive ettiği ürünleri ön plana çıkaran ve ölçülmeyen bir duruma geliyor. Ben bir şey yapmıyorum, data bunu söylüyor. Dediğim şey bu.
Hakan Erdemli: Bu aslında bir semfoniye benziyor. Data size orada bir senfoni çalıyor. Bunu dinlemeye ne kadar isteklisiniz? Sesi tümden kısmış durumda mısınız? Azıcık mı açmış durumda mısınız? Yoksa güçlü bir şekilde dinleyebileceğiniz bir ortama mı getirdiniz? Orada bir keman var... O keman ne diyor, onu duyabiliyor musunuz? Orada piyano var vb. pek çok şey var. Bunları dinleyebilecek ortamı hazırladınız mı? Bahsettiğim ERP, data warehouse’ların üzerine... Oradaki bütün o ortam bu senfoniyi en iyi şekilde dinlemenize yardımcı olan ortamlar. Datanın size ne dediğini duyarsanız, o zaman bunu çok daha verimli ve etkin hale getirmeniz mümkün. Sektör bağımsız konuşabiliyoruz artık, eskiden konuşamıyorduk. Şimdi konuşabiliyoruz.
Necati Özdeniz: Bana göre dünya bir elektronik kitap. Her insan bir iz bırakıyor, bir matematik üretiyor. Her şey sizin bu kitabı nasıl okuduğunuza bağlı. Bu kitabı düzgün okursanız, matematiğin izlerini takip ederseniz, müşterinin nereye gideceğini müşteriden daha iyi biliyorsunuz. Müşteriye şunu söyleyebilirsiniz, “Senin şuna ihtiyacın var”. Müşteriden daha önde olabiliyorsunuz. İhtiyacın olacak diyebiliyorsunuz.
Bir analitik yapıyorlar, diyorlar ki “Kızınız hamile olabilir” ya da hamilelikle ilgili bir şeyler gönderiyorlar kıza. Kız evli değil. Babası sinirleniyor benim kızım hamile mi diye ve gerçekten kız hamile çıkıyor. Yaptığı alışverişlerden bunu yakalıyor sistem. Bunu okumanın da bir yolu var. Gerçekten de bu bir beceri. Bu beceriyi de en iyi sürümle yapmak lazım. Sonuçta siz o milyonlarca datayı gözle tarayamıyorsunuz. Esnek olabilmeniz lazım. Sağından solundan yukarıdan aşağıdan, her yerden bakabiliyor olmalısınız. En sinir bozucu şey de saatlerce ekran karşısında bir sonucun dönmesini beklemek.
Hakan Erdemli: İşte o 8 milyon satırın mili saniyede gelmesi bu yüzden önemli.
Necati Özdeniz: Hedefli kampanyalar yapmaya başladığımızdan beri ciddi ciro üretmeye başladık.
Hakan Erdemli: Az önce datadan bahsettiğimiz bir şey eklemekte fayda olabilir. Data tabii ki müşterilerimizin kendi ortamlarında sahip oldukları structure data dediğimiz datalar var. Bir de bunun dışında bu datayı daha güçlü anlamlandıracak harici datalar var. O ilişkileri kurabilirler. Bir pazar günü ürün gamınızda farklı bir satış da görebilirsiniz. Beşiktaş’ın maçı olduğunda farklı, okullar açıldığında farklı bir data görebilirsiniz... Yani dönemsel, haftasal, ekonomik dalgalanmaların olduğu bilgiler görebilirsiniz. Dolayısıyla bunu aldığınız zaman dolar arttı dolar düştü, bu acaba satışlara nasıl etki ediyor? Hava yağmurlu oldu, güneşli oldu, bu durum satışlara nasıl etki ediyor? Hangi profildeki müşteriler hava yağmurluyken ne tip ürünlere rağbet ediyorlar? Günün hangi saatlerinde neler daha çok satılabiliyor. Çünkü sabah, gün ortasında ve akşam saatlerinde farklı tercihler ve birbirinden farklı alışveriş grupları alışveriş yapıyor.
Necati Özdeniz: 16 sene kadar bankacılık yaptım ve sonrasında perakendeye geçtim ama sanki yıllardır bu işi yapıyormuş gibiyim. Söz konusu mevzu data olduğu için onun da bilgiye dönüştürülüp database marketing yapılma boyutunda olduğu için hiç yabancılık çekmedim ve kimse de çekmemiştir. Kafası analitiğe yatkın ve bilgiyi değerlendirmek isteyen herkes buna ayak uydurur.
Biz mayıs ayında eylülü yaşıyorduk. Mayıs ayını konuşurken eylülde okullar açılacak şunları yapmalıyız diye düşünüyorduk. Mesela Güvenli Kırtasiye diye bir temayla çıktık, reklamını çektik, kampanyalarını uyguladık... Bunların hepsi temmuz ayında bitmişti. Biz şu anda yılbaşını yaşıyoruz.

Peki bunu ne üzerinden yaptınız? Bir önceki yılla aynı dönem mi yoksa o anki okumalarınız üzerinden mi? Mesela hangi hızla yetişiyor artık?
Necati Özdeniz: Örneğin reklam başlayacak ya da kampanya gireceğiz. Hangi gün girmemiz gerektiğine datadan bakıyoruz. Mesela bu sene 24 Ağustos’ta lansmana başladık. Niye 24 Ağustos? Döndük geriye. Transaction’ın artmaya başladığı dönem. Bu dönem bir hesap yaptık. Geçen sene okullar 26’sında açıldı. Bu sene 19’unda açılıyor. Bayram 12-13 gün geriye geldi. Pek çok hesapların ardından 24’ün başladık. Hangi ürünler ile çıkalım dedik. Ürüne karar verdik. Kampanyayı o ürüne bağladık. 24 Ağustos’tan 30 Eylül’e kadar gün gün bütün kampanyaları belirledik ve bunu tamamen analitik ile yaptık. Hatta bazı müşterilere özel kampanyalar bile yaptık.

Analitiğin de desteğiyle birlikte artık bir kampanyanın pazarlama stratejisini belirleyip uygulamaya koymak 1 ay...
Necati Özdeniz: Solutation plan diyoruz biz buna.
İki tane büyük kurşunu aynı dönem atıyoruz. Biz şu anda Kurban Bayramı’nda CarrefourSA tarihinin en iyi kurban satışını yaptık. 
Hakan Erdemli: Bunlar tabii bütün zinciri etkileyen şeyler. Sonuçta sizin tedarikçileriniz ile olan anlaşmalarınız ve bütün işlemlerinizi ön görmenize, belki daha güçlü bir ortamda onlarla planlamalar yapmanıza yardımcı oluyor.
Necati Özdeniz: Biz tedarikçilerle oturup toplantı yapıyoruz. Hakan Bey nezlinde, genel müdürler nezlinde yapıyoruz.

Mesela analitik, gün içinde anlık ya da 1 haftalık pazarlama stratejileri üretip müşterilerinize sunmanızı sağlıyor mu? Bu süreci ne kadar kısalttı diyebilirsiniz? Mesela darbe oldu şartlar değişti ya da gün içinde başbakan bir açıklama yaptı ve şartlar değişti. Böyle durumlarda nasıl çözümler üretilebiliyor?
Necati Özdeniz: Bunu yaptığımız yerler var yapmadığımız yerler var. Burası büyük bir transatlantik. 10-12 bin kişinin çalıştığı bir yerden bahsediyoruz. Bunun sadece 1000’e yakını genel müdürlükte. Yaklaşık 10 bin tane adam sahada. Bu transatlantiği buradan alıp bu tarafa çevirelim çok kolay değil. Ama müşteriye dokunup, müşteriyi hemen tetikleyip, müşteriyi Eskiden uygulamamız yoktu, yaptığımız uygulama ile artık kampanyayı, barkod’u, müşteriyi kartını, karttaki puanlarınızı ve son yaptığınız alışverişleri görüyorsunuz. Bu bizim için müşteriyle iletişim kanalı. Biz burada her şeyi müşteriye söyleyebiliriz. Özel kampanyaları müşterilere gösterebiliriz. Kısa dönemde yapılacak çok şey var ama büyük kampanyaları retailler’i o kadar kısa dönemde yapmak mümkün değil çünkü sahayı örgütlemeniz gerekiyor. Ama yetkinlik anlamında soruyorsanız evet yapmak mümkün.
Hakan Erdemli: Teknolojik yetkinlik anlamında çok mümkün. Müşteri içeriye girdiği anda onun profil bilgilerinden ve geçmiş dönemdeki alışkanlıklarından potansiyel olarak neler alabileceğini okuyabiliriz. Diyelim ki müşteri alışverişini yapıyor ve alışverişini yaptığı esnada biz öngörülerden yola çıkarak kombinasyonlar önerebiliriz. O ürünlere yönelik şirketi ilgi alanındaysa dahilinde indirimler önerebiliriz. Diyelim ki eviniz CarrefourSA’ya yakın. Hakan Erdemli buraya her 2 girişinin birinde balık reyonumuza uğrar, balık aldığında da şarap reyonumuza uğrar ve aldığı da 3 tane şey budur gibi... Orada bana özel, şunu alırsan bu olur gibi telefonuma bir kampanya gelebilir. Bunların hepsi hayal gücünüz, karlılığınız ve yapmak istediklerinizle alakalı şeyler. Bir çok metrik var bu değerlendirmeleri yaparken. Tek bir metrik ya da tek bir nota yok.
Necati Özdeniz: Kampanyalar artık yaşayan organizmalar haline geliyor. Biz burada müşterinin segmantasyonunu, eğilimini hesaplıyoruz ama bunu kurguladığınız vakit mağazaya girdiği anda, “Hakan Bey mağazamıza hoş geldiniz. Şu anda balık reyonumuzdaki Hasan Usta sizi bekliyor ve size özel bir balık hazırladı. Size özel ayıklandı, hemen gidip alabilirsiniz” mesajı geliyor. Hakan Bey gidiyor oraya ve gerçekten Hasan Usta’dan balığı alıyor. Bu tür mağaza içinde dolaşırken put notification’lar, alışveriş danışmanlığı, bir sonraki gelişinde sağlanacak faydalar... Bizim müşteriye dokunduğumuz çok nokta var.  Müşteri mağazanın içine girdiği anda artık bizim o.

Bir nevi mahalle bakkalına dönüş oluyor?
Necati Özdeniz: Öyle olmalı. Büyük ama kişisel. Bu kadar mikro segmentlere inip müşteriyi tanımak istememizin sebebi bu, kişisel olması. Şu anda bütün müşterilerimizi segmente ettik. Müşterimiz köpek sahibi mi, kedi sahibi mi, diyabet hastası mı, yaşlı mı, muhtaç birine mi bakıyor, çocuğu mu var, bebeği mi var her şeyi biliyoruz.

Kişilerin ismi üzerinden mi?
Necati Özdeniz: Buradaki en büyük sıkıntı şu. Bir uniq ID’miz var. Kart numarasını biliyoruz. Kart numarasını bildiğimiz için hiçbir bilgi olmasa bile fişin altına istediğimiz bilgiyi yazabiliyoruz. Uygulamada müşteriye sunacağımız özel şeyler, e-mail’ler, müşteriye özel göndereceğimiz kupon ve mektuplar daha etkili. Kasa fişleri de etkili. Çünkü kasa fişine bakıyorsunuz ve size özel bir mektup yazıyor orada. Buralarda müşterilerle temas noktaları çok olduğu için istediğimiz şeyi söyleyebilir durumdayız.

Son zamanlarda kişiselleştirme hemen her alanda var. Büyük veri gibi uygulamalar ve veri analitiği de buna çok yardımcı olan ve hızlandıran da bir şey. Bir de rastlantısallık var. Sizce bu biraz rastlantısallığı öldürüyor mu? Mesela baktığım haber uygulamalarında karşıma çıkan haberler baktığım haberlere göre şekilleniyor. Örneğin bir kahve makinesi baktıysam 1 hafta boyunca kahve makinesi reklamı görüyorum. Bu durum benim hayatta elde edeceğim bilgi alanını daraltıyor. Çünkü bir şeyler bana sürekli bir şeyler sunuyor. Sonrasında bu rastlantısı öldürmemek adına, büyük veri üzerinden çok gittiğinizde bu kişinin pazarını biraz daraltmış olmuyor musunuz? Bu kişinin daha fazla satın alma yeteneğini yükseltmeniz gerekmiyor mu? Bunu nasıl dengeliyorsunuz?
Necati Özdeniz: Bu tamamen analitik tembellik.  Bu şekilde size 1 hafta ya da 10 gün boyunca kahve makinesinin gösterilmesi birazcık tembellik bence. Oradaki modellerin esnekliği, modellerin turnover’ı başka bir şey... Biz şunu yapıyoruz. Gününüzün bütün 24 saatini düşündüğünüzde bir market alışverişi yüzde kaçına denk gelir? Bankacılık yüzde kaça denk gelir? Sigorta yüzde kaça denk gelir? Bunların dışında sosyal hayat sizin o algılarınızı, beğenilerinizi, takımınızı, tatil alışkanlığınızı belirleyen bir yer var. Bana göre oralar biraz daha sosyal medya tarafı. Bence sosyal medya ciddi dinlenmesi gereken bir yer ve biz bunu yapıyoruz. Bizim kart numaramız var. Sosyal medyadaki kampanyalarla kartı entegre ettiğimizde bize ciddi bir sosyal medya datası geliyor. Biz burada segmentasyon yapıyoruz, kullanıcının her şeyini öğreniyoruz. Ama adam ne yer ne içer, nereye gider, neden hoşlanır, politik görüşü nedir, ne kadar follower’ı vardırı o database’i oluşturup oradan ayrı bir segmentasyon yapıyoruz. Bu bizim customization sevimizi biraz daha yukarı taşıyor. Bence oralarda biraz daha derinleşmek lazım.

Orada birlikte çalışıyor musunuz?
Necati Özdeniz: Evet, analitik tarafta, sosyal medyada bir database oluşturduk. Onlarla segmentasyon yapmaya başladık.
Hakan Erdemli: Bu bahsettiğimiz senfoninin farklı enstrümanlarından bahsediyor Necati Bey. Yine sosyal medyayı dinlemeniz, var olan dataların kullanılması, aslında bunların hepsi müşteriye ait. Siz bu dataları ne kadar iyi okursanız, ne kadar iyi dinlerseniz, ne kadar iyi anlamlandırabilirseniz ve ilişkilendirebilirseniz o kadar hakim olabilirsiniz. Müşteriyle olan ilişkiniz o kadar güçlü olur. Necati Bey’in analitik tembellik açıklamasına yüzde yüz katılıyorum. Bu tabii 8 tane nota var, bunu nasıl kullanmak istediğiniz nasıl kullanabileceğiniz ile bağlantılı bir şey. Çok boyutlu bakabilirseniz olaya o zaman elde edeceğiniz fayda kesinlikle çok daha fazla olur ve tek boyutlu olmaktan çıkar.
Necati Özdeniz: Bunu yapan şeyler çok var. İsmini vermek istemediğim çok iyi bir uygulama var. Türkiye’de ilk uygulamalarını yapıyorlar, acayip puanlar vb. ama sürekli aynı şeyi görüyor. 

Ekleyeceğiniz bir şey var mı?
Hakan Erdemli: Derya deniz bir konu bu. Her ne kadar bulunduğumuz dönem analiğin en gelişmiş dönemi olarak görülse de hâlâ taş devrindeyiz. Tüm dünya taş devrinde. Çok daha güçlenerek devam edecek. Ülkelere, kurumlara, şirketlere çok daha büyük anlamlar kazandıracak analitik. Nasıl kullanılacağına bağlı olarak bireylerin ve yöneticilerin ve ülkelerin geleceği analitik ile şekillenmeye devam edecek.
Necati Özdeniz: Bilginin ve analitiğin kullanılması kaçınılmaz. Bilginin bütün iş süreçlerinin içerisinde bütün karar mekanizmasına dahil edilmesi bence kaçınılmaz. Sosyal medya tarafı, o taraftaki bilgilerin alınması, işlevselleştirilmesi, Hakan Bey’in de dediği gibi diğer enstrümanların da müziğe katılması işi daha da ileriye götürecek. Artık her şey tahmin edilebilir duruma geliyor. Bu tahmin edilebilir dünyanın setup’ını daha iyi kurmak, daha iyi işlemek bence çok kritik. Bu noktada gerçekten güçlü işbirliklerine ihtiyaç var. SAS o anlamda çok güçlü bir işbirliği. Ar-Ge’ye en fazla yatırım yapan şirketlerden bir tanesi SAS.
Hakan Erdemli: Evet, gelirlerimizin %25’i Ar-Ge’ye gidiyor.
Necati Özdeniz: Bence bu çok önemli. Ar-Ge’ye bu kadar yatırım yapan ve müşterileriyle birlikte dertlenen kurumlar zaten önplana çıkacaklar. Biz bunu daha iyi nasıl yapabiliriz diye dertleniyoruz. Onlar da bizimle birlikte dertleniyorlar. Çözümler sunuyorlar. Biz de onları yönlendiriyoruz. İhtiyaçlarımızı söylüyoruz. Eminim o ihtiyaçlar Ar-Ge merkezine kadar gidiyor. Analitik dünyayı en iyi okuyan, en iyi yorumlayan ve datayı en iyi kullananlar hangi sektör olursa olsun fark yaratacaklar. Ama tehlike olarak şunu görüyorum. Analitik tembellik dediğim konu büyük tehlike. Orada insanların kendilerini yenilemesi ve geliştirmesi gerekiyor.

Küreselde Carrefour ve SAS’ın işbirliği var mı?
Hakan Erdemli: Evet, var. Globalde de Carrefour ve SAS olarak analitiği temel alan ama onunla sınırlı kalmayıp suistimal yönetimi ve risk analizlerinin yapılmasına kadar giden farklı farklı alanlarda yaptığımız işbirlikleri var.
Necati Özdeniz: Globalde böyle şeyler yapılıyor ama biz Türkiye olarak onlara siz ne yapıyorsunuz diye sormuyoruz. Biz burada tamamen analitik anlamda kendimize münhasır işler yapıyoruz.
Hakan Erdemli: Carrefour ve SAS farklı ülkelerde farklı projeleri yapıyor ancak Türkiye’de Carrefour ile görüşmelerimiz, projelerimiz hiçbir şekilde yurt dışında yapılanlardan etkilenmiyor. Alıntı yapılıyor mu derseniz, yapılabilir ama şu anda böyle bir şey yok.
" Bu sitede yer alan yazılar (içerik) üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan BThaber'e aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz. "
Fetih Mah. Tahralı Sok. Kavakyeli Plaza C Blok No: 7 D: 5 34704 Ataşehir / İstanbul
+90 (216) 291 13 90
E-bülten Listemize Kaydolun